Son zamanlarda çok sık duyduğum için başlık yapmak istedim bu cümleyi. Hakkında bişeyler yazayım dedim.
İnsanların kendini beğenmişliğini gösteren bir tepki aslında. Hepiniz yapıyorsunuz şimdi bunu, kendinizden arındırarak okumayın. Ben mi? En çok da ben yapıyorumdur herhalde.
Arkadaşına tavsiye verirken bile "ben olsaydım" klişesiyle başlamıyor musunuz söze? "Aaa, evet" tabi, diyorum hepiniz yapıyosunuz diye.
Ama benim takıldığım nokta arkadaşına tavsiye verirken kullandığın bu kalıp değil. Hepimiz enteliz, hepimiz bileniz ya; ben ona takılıyorum.
Herif gidip bir film izliyor; "ben olsaydım o karakteri öyle canlandırmazdım", "ben yapsaydım o senaryoyu öyle yazmazdım", "yönetmenliği ben yapsaydım o filmi öyle çekmezdim" diye eleştiriyor. Lan bana ne senin nasıl yapacağından, sonuçta sen yapmamışsın işte. Elde olanı eleştirsene. Hayır dönüp "sen nasıl yapardın" diyince de ottan boktan bir iki cümle kurup seni keklemeye çalışıyor. Hani "konuya hakimim" havası estiriyor. La bi git. Olsaydın da yapsaydın biz de izleseydik bakalım.
Her şeyi çok hafife alarak eleştirme tutumu moda şimdi. Herkes kendini bi bok sanarak başlıyor söze ve başladığı gibi de bitiriyor. İnsan bari konuşurken öğrenir bişiler, yok. Bomboş başlayıp bomboş devam ediyor. Papa Roach diye bi gurup vardı eskiden, metal gurubu. Onların bir şarkısı vardı "born with nothing, die with everything" diye. Herkes bu felsefeyle yaşıyor hemen hemen ama "die with everything" aşamasında sıçtıkları için uydurmasyon şeylere sahip oluyorlar. Kültürleri, bilgileri, tarzları... her bokları uydurmasyon. İnternette ya da kliplerde gördüğü üç beş kıyafeti beğendiği için "punk'ım ben" diye ortalıkta sümsük saçlarla ve kıyafetlerle dolaşan ibişler mesela. Punk olmayı kaldırımda oturup bira içerken eski püskü kıyafetler giymekten ibaret sanan bir zihniyet. Nerde o güzelim X Generation, nerde o Beat Kuşağı? Hepsinin anlamını katlettiler, suyunu çıkardılar.
Bir tek bunlar da değil, herif gazete okuyor haberde geçen bir olayı eleştiriyor; "ben o polisten dayak yiyen herifin yerinde olsaydım şöyle yapardım" diye ahkam kesiyor. "O polisler sıkıyosa bana gelsin" gibi bi havalarda falan. Bi halt yapamazsın len işte, polis bu. Kendini her boka hakkı var sanan üniformalı cahil cühela topluluğu (istisnaları da vardır arada).
Ben de kendime bir liste hazırladım, "ben yapsaydım" diye başladığım. Daha doğrusu bir listeye başladım, listeye koyduğum ögelerle ilgili hayaller kurdum falan. Sonuçta kaydadeğer pek bir şey çıkmadı.
Mesela geçenlerde Power FM'de Bay J'yi dinledim yıllar sonra. Galiba espiri anlayışım falan değişmiş "herif bozmuş ya" diye değerlendirdim. Sonra da hemen "peki ya ben yapsaydım" diye hayal kurdum.
Ben radyo programı yapsaydım, program mizah içerikli olurdu. Ama güncel konuları şaka konusu yapmazdım. Başımdan geçen komik olayları anlatırdım. "Peki ya gerçekten yapsaydım" dedim ve kendi kendime radyo programı yapıyormuş gibi konuşmaya başladım;
"Merhabalar, ben hedehödö, zart fmde canlı yayındayım. Benim programımın diğerlerine göre bir ayrıcalığı var, gülme garantisi var. Evet, garantili. Yani gülmezseniz bir ay içerisinde getirip iade edebilirsiniz (kahkaha efekti). Geçenlerde bir arkadaşımla konuşuyorduk, kız tavlama konusunda oldukça şanssız birisi, sanırım doğduğundan beri hiç kız arkadaşı olmadı (aaoovvv! falan gibi bi efekt). Evet, maalesef öyle. Ama geçenlerde birisini bulmuş. Bir cafe'ye gitmiş arkadaşlarıyla, diğer masada bir kız görmüş ve kızın kendisini kestiğini düşünmüş. Kendi dediğine göre telaş yapmış, "ilk defa güzel bir kız beni kesiyodu, elim ayağıma dolaştı" dedi. (aaoo) Evet, evet, biliyorum! Neyse, arkadaşları bizimkini gaza getirmişler. Sonuç olarak ertesi gün de gelmeye karar vermişler, eğer kız da gelir ve arkadaşımı kesmeye deva ederse gidip konuşucakmış. Ertesi gün gitmişler ve kız gene ordaymış. Bizimki kafasında tanışma senaryosu kurmuş, gidip yanına "bakar mısınız, iki gündür karşılaşıyoruz bu bir tesadüf olamaz" diye söze başlayıp yeşilçam repliklerini andıran bir konuşma hazırlamış. (Gülme efekti). Hemen gülmeyin canım, çocuğun ilk deneyimi (tekrar gülme efekti). Kız, arkadaşlarıyla cafeden çıkarken bunlar da kalkmışlar. Hedef kız, arkadaşlarından bir kaç adım geride kalmış ve arkadaşım da bunu bir konuşma sinyali olarak algılamış ve yanına gitmiş. Cümlesine aynen başlamış ve kızdan aldığı cevap "benim erkek arkadaşım var" olmuş. (gülme efekti) Daha bitmedi, arkadaşım da "hayırlı olsun" diyip oradan uzaklaşmış. (gülme efekti). Şimdi Wasp'tan Helldorado isimli parçayı çalıcam, görüşmek üzere."
O an durdum, şöyle bir düşündüm. Bu ne lan? Böyle radyo programı olur mu? Demek ki ben radyo programı yapsaydım bok gibi olurmuş. (kahkaha efekti) (ıyyy)
Sonra hayalime yine komedyenlikten devam ettim ve kendimi Cem Yılmaz'ın yerine koydum. Aslında tam olarak onun yerine koymadım, onun yaptığı işi yapsaydım diye düşündüm. O zaman da ortaya şöyle bir şey çıktı;
"Hoşgeldiniz, hoşgeldiniz. Herkes tam mı? Eksik var mı, herkes yanındakini kontrol etsin... Yok mu? Hah, tamam. Şimdi şovumuza başlicaz ama önce yapmam gereken bir kaç uyarı var; gösteri çok komik olduğu için hamilelerin ve kalp hastalarının mesuliyetini kabul etmiyorum (farkındaysanız her yaptığım da çok komik oluyo nedense, "ben yapsaydım öyle olurdu abi ya"). Aslında kimsenin mesuliyetini kabul etmesem ya.
-Kalp hastası ya da hamile değilseniz ve gülerken başınıza bir şey gelirse bütün sorumluluk benim.'
- Hmm öyle mi, ne yapıyorsun peki?
- Cenaze masraflarını ödüyorum. Burdan aşiyana kadar da tabutu taşıyorum... Ama siz de bir el atarsınız.
Böyle olmaz. O yüzden herkesin mesuliyeti kendine, bana güvenip ölmeyin. Düşünsenize 'lan herif garanti verdi, bulmuşken öleyim de cenaze masrafları çocuklara patlamasın'. Hani beleş mezar bulsan gireceksin diye bir atasözü var ya, onu gerçek anlamda uygulayan biri çıkabilir yani. Yanlış anlamayın, o atasözleri mecaz kullanarak bir ders verir, aman ha. Durduk yerde cinayetten sabıka yemeyelim.
Gerçi atalar da birbiriyle pek geçinemiyolar bi de öyle bi durum var. Aynı olay için taban tabana zıt düşünüp ona göre söz söyleyen bir sürü ata olmuş. Kim yaptıysa onları ata? Hayatınızı atasözlerine göre yaşamayın o yüzden, çok riskli.
Hani 'sikilen götün davası olmaz' diye atasözü de var. Bir gün başınıza gelir, 'aman nasılsa davası olmaz, koy götüne rahvan gitsin' diye yaşamayın sonra. Hem üstüne bir de 'böyle gelmiş böyle gider bu' derseniz... aman! Sonra demeyin 'ulan bi herifin gösterisine gittik çıkışta hepimiz homoseksüel olduk' diye. Ben uyarıyorum."
Devam da ediyodu gösteri aslında, ama bu da olmadı be. Demek ki ben tek kişilik gösteri yapsaydım, o da bok gibi olurmuş.
Sonra dedim "madem bunları yapamıyorum, daha ciddi bir şeyler yapayım." Devlet adamı olmaya karar verdim ve başbakan oldum hayalimde. (Evet direk başbakan oldum, e ya ne olacaktı?)
Davos'a toplantıya gittim sonra. Toplantıyı yöneten adam İsrail Cumhurbaşkanı'na 25 dakka süre verdi konuşması için (tanıdık lan bu senaryo bi yerden). Sonra sıra bana geldi, "Ee, merabalar. Ben Konusan Marul, TC Başbakanıyım. Öhöm... Az önce beyefendi konuştu ama ben pek dinleyemedim, MP3 Player'ımı yeni aldım da (anca başbakan olursam alabiliyorum yalnız, yok ya şimdi, nası oturduysa içime. MP3 Player almak için başbakan oluyorum resmen) ben onu dinliyordum. Red Hot Chili Peppers dinledim. Sanırım konu Hamas ama, yani benim bu konuda söylicek pek bişeyim yok ama yani Hamas bence terör örgütü. Yani ayıp, birisi kalkıp bize 'burası bizim toprağımız' dese ben de kızardım. Ama yani siz de sayın İsrailliler, hemen öldürmek de yani, bilemiyorum. Ayıp yani bi yerde, bak kaç yıldır öldürüyosunuz bitmedi herifler, bence bi de arkadaş olmayı deneyin. Yani, ne zararı olur ki? Ben böyle düşünüyorum yani. Bence öpüşüp barışın, yani bak mesela Yaser Arafat, yani adam yıllarca savaştı sizle sonra öldü gitti. Yani böyle küs küs ayrıldınız, bence hoş değil. (Burda sağımdaki solumdaki adamlarıma dönüp 'arafat öldü demi' diye sorardım kesin, heyecandan). Ee, kaç dakka oldu? Yani İsrail Cumhurbaşkanı kaç şarkılık konuştu ki topu topu, ayıp olmasın, ben sanki daha uzun konuştum gibi geldi..."
Ahanda tıkandım. Demekki ben başbakanlık yapsaydım gene sıçarmışım. Devlet adamlığı sökmedi ama bence işadamı olsaydım kesin iyi olurdu yani. Dünyanın en güçlü holdingini falan yönetirdim bence.
"Hödö Holding Yönetim Kurulu Başkanı konusan marul, İngiltere'de yapılan dünya ekonomi zirvesinde çok önemli açıklamalar yaptı. Dünyayı kasıp kavuran ekonomik krize ve üçüncü dünya ülkelerine değinen konusan marul'la ilgili haberimizi getiriyoruz ekranlarınıza;
'Dünyada ekonomik kriz var şu anda bildiğiniz gibi. Biz hödö holding olarak bu krizi en karlı şekilde atlatmanın yolunu bulduk. Biz üçüncü dünya ülkelerinde üretim yapmaya karar verdik. Holdingimize bağlı firmalar, Hindistan'da, Çin'de(çin? üçüncü dünya ülkesi? nası lan?), Afrika, Güney Amerika ve Güney Asya ülkelerinde fabrikalar açıyor. Böylece ordaki insanlara iş imkanı falan tanıyoruz. Yazık kaç yıldır aç yaşıyolar. Ben bi fotoğraf gördüydüm küçükken, afrikada küçük bi çocuk açlıktan bi kemik bi kemik hale gelmiş. Bilmem kaç kilometre ilerideki BM şeyine ulaşmak için yerde sürünüyomuş, tepesinde de akbaba uçuyodu. Yani artık böyle şeyler olmasın istiyorum ben, o yüzden oralara iş imkanı götürüyoruz. Bi de adamlar çok ucuza çalışıo, sağlık sigortalarını yaptık zaten onu da kendi hastanelerimizde hallediyoruz. Hastanede zarar ediyoruz biraz ama ürettiğimiz şeyleri satıyoruz daha güçlü ülkelere. Mesela Çine (hani üçüncü dünyaydı lan çin, ne çabuk güçlü ülke oldu. ben konuşana kadar neler değişti dünyada), Amerika'ya, Kanada'ya, Rusya'ya falan. Ama Türkiye'ye çok ucuza satıyoruz, yani sonuçta biz de türküz. Bi de benim babam memurdu, öyle her şeyi alamazlardı falan. Ben üzülürdüm çok, öyle babam gibi insanlar da rahat alsın diye Türkiye'ye çok ucuza satıyoruz. Ama Avrupa'da Amerika'da falan tutturabildiğimiz fiyata iteliyoruz. Yani bana ne Amerikanlardan falan. Yani bence siz yeterince uzun süre keyif sürdünüz, biraz da diğerleri güzel yaşasın bence. Siz bence biraz daha zor yaşarsanız çok sorun olmaz yani. Zaten zenginsiniz, hem birsürü güzel şeyiniz var. Koskoca afrikada bi piramitler var ama sizin ülkeler öyle mi? Yani her şehirde acayip bi yapı falan var..."
Sus lan sus, battı şirket. Ben işadamlığı yapsaydım, dünyanın en büyük şirketini bile batırarak ekonomik krizi çok daha acaip yerlere sürüklerdim heralde, borsalar falan acaip olurdu. Tam olarak nası oluyo o işler bilmiyorum ama. Bülent Ecevit'in başbakan olduğu dönemde adam hastalanmıştı borsa düşmüştü. Yani bi adam grip oldu diye niye şirketler değer kaybediyo ki. Çok garip bence.
Sonra bar işletmeye karar verdim. Ama tabi öyle sıradan bi bar değil, böyle Balans Jolly Joker gibi, Babylon gibi, Ghetto gibi falan böyle büyük bi yer. Hatta Taksim'in en büyük ve prestijli mekanları arasında olabilir. 33'lük biranın 12-13 milyona satıldığı bi yer yani (öyle yerlere uyuz oluyorum aslında ama işletmecisi olursam da öyle yaparım, çok piçim sanırım).
Düşündüm sonra, mekana gelip giden herkes arkadaşım. Yani hiç yabancı yok böyle. Hep arkadaşlarım geliyo, mekan doluyo ama hani hepsi "tanıdığın mekanı" bilinciyle ve beleş bira isteğiyle geliyo normal olarak. Ben de kıramadım kimseyi kimseden hesap almadım. Ama hayvan herifler bir gece iki geceyle yetinmeyip her gece geldiler. Battı mekan tabi.
Demek ki neymiş, "ben yapsaydım" diye bol keseden atmamak lazımmış. Hakkaten yapmaya başlayınca sıçıyosun pek çok şeyde. Eline yüzüne bulaşıyo, kolay şeyler değil. Öyle oturduğun yerden ahkam kesmekle olmuyo bu işler. Ben bizzat denedim, yani ben bile yapamadıysam sen hiç kasma bence.
Ben en iyisi "blog yazıyorum", "ekşi sözlükte yazıyorum", "arkadaşlarla eğleniyorum" falan diye takılmaya devam edeyim. Yani en iyi yaptığım işler bunlar. Para kazanmak için de işte şimdiki gibi organizasyon bi de sinema falan. Öyle takılırım. Hani çok param olmaz ama bi mp3 player falan alırım kendime mesela. Bi tanıdık da bar falan açsa bence çok güzel olur. Birileri de yemek yenilcek bi mekan açsa taksim'de. Oh, mis.
Ben Cihangir'de bir ev bulurum kendime, orda takılırım mp3 player'ımla.
Aslında Fransa'ya yerleşmek istiyorum ben ama bi tanıdığın orda bar açma ihtimali az yani. Ama biriniz açarsanız haber verin, kesin yerleşirim ben fransaya. Barcelona da olur.
Bu arada, Budweiser çok güzel bira lan. Ben yapsaydım daha iyisini yapamazdım, kesin.