Arasıra bulutların ardından güneş çıkıp vuruyor tenime. Isıtıyor, yakıyor. Toprak sırtımdan vücut ısımı çekiyor. Sol elim başımın altında. Elimin üzerine çimler doğal bir desen çiziyor. Sağ kolum göğsümde, dirsekten kırılmış.
Etraftan gelen geçen yok. Ayak sesi yok. İnsan sesi yok. Herkesin ortasında, herkesten uzaktayım. Yokuş aşağı bir çimlikte yatarak kaçabildim herkesten. Derken o geliyor yanıma. Ayak seslerini duyuyorum. Biliyorum gözümü açsam kaybolacak. Bekliyorum.
Yaklaşıyor. Bir şey söylemeden yanıma uzanıyor. Bir elini sağ koluma geçirip koluma sarılıyor. Alnını hafifçe omzuma yaslıyor. Gözlerim doluyor ve göz kapaklarıma rağmen bir damla yaş süzülüyor yanağıma. Rüzgar biraz daha sertleşiyor. Kırmızı saçlarını göğsüme ve yüzüme doğru savuruyor. Kocaman bir gülümseme oturuyor yüzüme; "yeniden hoşgeldin hayatıma". Başımı hafifçe başına eğip koklamak istiyorum. Vazgeçiyorum, koklarsam biter.
"Konuşmayacak mısın?". Kafasını usulca "hayır" diye sallıyor. Konuşmayacak çünkü yorgun. Ben yordum. Ben itina ile insan kaybederim çünkü. Ben uçurumun kenarından atladığımdan beri insan kaybederim. Paraşütsüz atladım ve sırf bu yüzden hızlıca geçer giderim her tanıdığımdan. Hafif izmarit esansı da karışmış bir kokum vardır benim. Çaydanlıkların içinde yüzer, votka ile çay demlerim. Ben paraşütsüz atladım, uçurumdan atlayabilmenin sıradışılığı yetmedi bana. Sıradışılığın sınırları olduğuna hiç inanmadım.
Biliyorum aşağıda bir son var. Ve biliyorum o sonda kasası yumuşacık şekerlemelerle dolu bir kamyon geçecek tam ben çakılırken. Hayatımı kurtaracak. Mutluluk verecek. Huzur verecek.
Yanımda uzanan kırmızı saçlı kadını o kamyon sandım ben. Belki sanmadım, belki oydu ve onu da kaybettim. Belki artık tam çakılırken gerçekten çakılmış olacağım. Biraz metan gazı çıkacak çatlaklarımdan. Biraz anlam yayılacak etrafa kanımdan. Benim kanım mavi akacak, laciverde çalan bir gece mavisi. Bir kaç sigara fırlayacak etrafa, cesedimi kaldırmaya gelen ekipler bana sormadan sigaramdan alacaklar. Yanan ilk sigaranın dumanına tırmanmak ve başladığım noktaya çıkmak geçecek içimden.
Sonra bir tebeşirle etrafımı çizecekler; yeryüzünün en güzel portresi. Ardımdan sevinen de üzülen de olmayacak.
Avucumda sıkı sıkı sakladığım kırmızı saçları bulamayacaklar ve onlarla gömecekler beni. Sırf bu yüzden tekrar gelecek yanıma o kadın, yandaki mezara elimi uzatıp elini tutacağım. Gülümseyeceğim kocaman. Konuşmayacağız hiç. Çünkü çok yorgun olacağız. Ben yormuş olacağım. Ben hep insan kaybederim çünkü.
