13 Kasım 2011

Yedek Yazı (Hiçbir Şeyden Bahis)

Bacağınıza sıçayım sizin, Duman mısınız ne boksunuz! Siktirin gidin ölün lan piç kuruları! Bana bunu asla ve asla açıklayamazsınız; http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=Sz8Ft434dW0#!

Sabah olmuş, gün doğmuş. Sabaha kadar ne halt ettim bilmiyorum. Niye uykum yok? Uyumak istiyorum. Ama yatar yatmaz bir enerji patlaması geliyor. Hiç uyumadan geçen ikinci günü tamamladım. Yarın olduğunda tam iki hafta olacak. Geçen hafta pazar gecesinden beri böyleyim. Başım hafif dönene kadar alkol aldığımda 2 saate yakın sızabiliyorum. Az alkol aldığımda ya da hiç almadığımda zerre uyuyamıyorum. Üzerimde 14 saaatlik bir yol yorgunluğu, defalarca yinelenmiş alkol yorgunluğu, projeler tasarlamak peşine düşmüş zihin yorgunluğu, e tabi illaki bir de duygusal yorgunluk var. Uyumak istiyorum. Enerji istemiyorum. Eğlenmek istemiyorum. Düşünmek istemiyorum.

Zihnimden o kadar çok plan, proje, detay akıyor ki sıklıkla ben bile kaybediyorum nerede kaldığımı. O kadar çok not aldım ki odamın yerleri not kağıtları ile doldu. Masamda sigara paketleri, bira kapakları. Sağda solda şişeler falan. Bildiğin film karesiyim bu aralar. Odasına bağlı hayat yaşayan genious tiplemeler gibiyim. Sürekli bişiler düşünüp notlar alan, notlarını asla düzenli saklamayıp sağa sola fırlatan ama istediği an istediği notu saniyesinde bulan, insomniac ve dazlak biriyim. Kimseyle laflamıyorum pek fazla, hemen sıkılıyorum. Tek başıma olmadığımda hemen gidesim geliyor. Bir taraftan da çılgıncasına enerjik ve eğlenceliyim. 10 dakika yanlarında kalıyorum insanların, geride kahkahalar bırakarak ayrılıyorum. Yok yok eve gidince ağlayan gerizekalı palyaço değilim; hani ağlamasına çözüm olarak bir palyaço önerilmiş çok komik diye o da "ama o palyaço benim" demiş. Zübük, lavuk, angut! Ben o değilim. Eğlendirmiyorum, eğleniyorum. Zaten başkaları için çok fazla şey yapmadım ben hayatım boyunca. Çok az kişi için çabaladım. Zaten iki elin parmaklarını geçmez sayıları ama yarısından fazlası şu an ne alemde bi bilgim yok. Bi kısmından da kısa bir süre sonra olmayacak zaten. Kalbura döndük anasını satayım, gelen delip geçiyor.

Bir de sürekli derin derin öksürüyorum. Çabuk sinirleniyorum. İkna olmuyorum. Tam eli bastonlu, aksi dede imajı. Öksüre öksüre sigara yakarlar ya. Aynı oyum ha. Ama dazlağım. Dazlaklık bi serserilik kattı bana sanırım. Tam dazlak değilim de öyleyim diye kandırıyorum kendimi, çaktıranı yakarım. Gerçi blogu okuyan da yok. En son geçen hafta okuyan bir kaç kişi olmuş. Artık bakmicam okunuyo muyum diye, okunmamaya başladığıma göre sıkıntı yok.

Facebook'ta da iki de bir kendime not yazıp yolluyorum. Yani yanımda kağıt kalem olmadığında öyle yapıyorum. Facebook'tan sıkıldım, sanırım kapatıcam. Twitter'ımı da kapatıcam. Bloga da bir kaç yıl ara verebilirim her an. Çoğunluğa uyup açtık hesap, açtık da noldu? Ha bire sinir bozan statü update'leri, arkadaşlık başlangıçları, fotoğraf-video paylaşımları. Hayır siz ne bok yerseniz yiyin de benim kızdığım ben de katıldım o furyaya. Otur oturduğun yerde işte, taş yerinde ağırdır. Ne zaman çıksan kabuğundan zınk diye bişi girip delip geçiyo işte. Gir kabuğuna. Hem öyleyken seni herkes seviyo. Kimseyi siklemeyince herkesin ilgisini çekiyo galiba. İki dakka lafla eğlen sonra vın. Bir bakmışsın herkes "bu adamı çok seviyorum ya" demeye başlıyo. Zamanında sevin be! Hiç mi birinizin saatinde akrep-yelkovan yok? Ben öyle sağlam adam görmedim aranızda henüz.

Saat dedim de ben hala saat ve takvim kullanmıyorum. Telefonun ekranından saati gizlemeye çalışacağım şimdi, dur geliyorum....

Yok olmuyo. Neyse geçer bu halim nasılsa. Ama saat ve takvim kullanmayı sevmiyorum. Zamanın ne durumda olduğu ile liseye başladığımdan beri falan ilgilenmiyorum.

Kaslarım o kadar gergin ki anlatamam. Sanki popomda değil de bir kayada oturuyomuşum gibi. Dinlenemiyorum. Bünyemi alsınlar ya. Bana bi ruhumu bıraksınlar yeter. Gerisi fasa fiso zaten. Aksesuar gibi taşıyoruz vücutlarımızı. Ulan el insaf be, elime geçen ilk şeyleri sırtıma geçirip dışarı çıkıyorum. Hani babam falan görse "çuval giyseydin" der, "paçavra" der. Annem ilk fırsatta çöpe atar. O derece çapaçul çıkıyorum sokağa "senin tarzın çok iyi ya" diyolar. Tamam bazen özeniyorum. Bi süre özenicem hatta, evet evet. Özenince onlardan biri gibi duruyosun ya, umursamıyolar. Başka bişi görme peşinde herkes. Farklı falan değilim ben ya uyanın!

Bu son dediğimin gerçek olmasını isterdim. Sıradan olabilmek güzel olurdu. Az düşünce, onların da yarısı boş. Standart sevme biçimleri, standart öfke biçimleri... Default windows gibi. Ben de "en son okuduğum kitap cin ali lan hahahahaha" diye eğlenebilirdim mesela. Edgar Degas diye birinin varlığını iddia eden birine "ne diyon hacı biz entel değilik senin gibi" demek isterdim. Küfür gibi. Git bişiler bil lan sen de! İki duble rakı içip karı kız muhabbeti yapmayı biliyon ama. Söz oraya gelince aslansın, kaplansın.

Ben de o konuda eziğim, gelsenize üstüme. "Oolm o ne hatunlar götürmüştür" diyeceğine bi sorsana "hatun götürdün mü" diye? Bir kişiyle yattım lan ben. O da meraktan. Niye durup dururken elin hatunlarına o onuru yaşatayım, bir de burdan bak. Yemez öyle beni yatağa atmak. İki muhabbet açar darmadağın ederim, ezik hisseder ufak ufak çeker gider. En olmadı "ben tanrıyım sen kimsin" derim uzar. Ne diye bozayım ayarımı? Bağıra bağıra söylüyorum bak bir kişiyle yattım ben, o da sırf merak. 2-3 yıl evvel. Hadi gel üstüme lan, dalga geç benle. "Abi o adam çok tarz ya. Hem çok zeki hem çok tarz hem de çok şey biliyo, o adam istese kızlar kuyruğa girer onun önünde, giriyodur da. Ama onu da çaktırmıyo" Bu yani bakışınız, bu kadarsınız. Daha fazlası yok. Sonra bir de utanmadan soruyo aranızdan bazıları "insanları niye küçümsüyosun, niye sevmiyosun?". Açık değil mi?

Basit dertleriniz var. "Ah çok seviyodum terketti", "ah ulan şu hatuna bi çaksam", "ulan peder arabayı vermedi", "ah çocuk çok cool ya", "hadi bara gidip eğlenelim ihihihihi". Sevmek dediğiniz sevmek değil, çekirge gibisiniz. Çok seviyosan ne işin var iki gün sonra başkasının kolunda? Adam gibi sev, sevmek için illa yanında mı olacak? Çok bilmiş atalarınız var bi de, mezarlarından yatıp laf ebeliği yapmaktan başka bişeye yaramıyolar; "gözden ırak gönülden de ırak olurmuş". Yapma ya, körler n'apsın? Bara gidip eğlenelim anlayışınız ne? Kaçınız bara gidince sağda solda karşı cins aramadan, kesişmeden, tanışmadan, yatmadan... bunlardan en az birini yapmadan dönüyosunuz? Kaçınız adam gibi dostlarınızla gidip muhabbet edip sadece kendi içinizde eğlenebiliyosunuz? Kendi masanızda olmayan, garson dışında kimseyle, göz göze bile gelme ihtiy acı hissetmeden, etrafa bi bakmadan içkinizi içip muhabbetinizi edip hesabı ödeyip çıkan kaç kişisiniz lan? Binlerce versiyonunuzu gördüm sizin, en iyi istatistik bende. Ben söyleyeyim, iki elin parmağı kadar yok öylesi.

Basit dertleriniz olduğu kadar basit sevinçleriniz var. "Ay biz çıkmaya başladık, çok mutluyummmmm". En fazla iki ay geçer "ya biz ayrıldık, zaten en başta da emin değildim tam olarak keşke başlamasaydık". Bi siktirin gidin açıkçası. Samimiyetinize kedi işesin sizin. "İlişkimiz çok ciddi, evliliğe gider galiba" derken bir ay sonra emin değildin zaten. Bak bak bak! Tamam bunu geçelim, başka ne sevinciniz var? Aha iddiaa'da para kaldırmak. Üç gün geçmeden traş o para zaten. Aha bitti gitti mutluluk, sevinç. Busunuz abi, saman alevi. Hatta belki saman alevi alındı şimdi. "Ulan" dedi "ayıp ettin". "Bu adamların alevinin yanında benim alevim bir kış ısıtır seni".

Hayır bi de ülke ve hatta dünya bu gençliğin elinde kurulacak. Göçecek ülke de kalmadı, hepsi aynı. Nato mermer nato kafa, desen de anlayan yok ki. Ruken de kalkmış ordan diyor ki "sen bana böyle iltifat edersen tabi sevgilin olmaz, yalnız kalırsın". Senin gibisi az olduğu için tek kaldım Ruken, sen deme bari bunu.

Tamam, açıkçası ben de kaşındım. Daha bu dediklerimin zerresini görmeden insanları küçümsemeye başladım. Ruhumda da var size uzaklık. Ama yine de denedim bak defalarca. Bin tane farklı karakterin ortamına girip çıktım. Bütün maskelerimi, zırhlarımı indirdiğim de oldu. Oldu da noldu, boşu boşuna çıkar-tak yaptık.

Öf neden bashettiğim konusunda da bi fikrim yok. Çok eğlenceliydim, hatta yarım yarım dans ederek başlamıştım yazmaya, niye sinirlendim şimdi.

Takılın hacı boşverin beni. Zaten en güzeli bu, çok ciddiyim bak bu konuda. Boşvermeseniz yapılacak bişi yok. Bendeki kafa ayrı, görüş ayrı. Ben aynı rengi bile görmüyorum etrafa bakarken. Çoğunluğun yaptığı doğrudur mantığı ile yola çıkarsak, e ben ve benim gibiler pek azınlığız. 8 milyarıncı bebek mi ne öyle bi nane vardı geçenlerde, 7 milyar mıydı? Aha işte o kadar milyarda 6 falanız. Ya da 7. En azından benim bildiğim. Şimdi siz bize uyarsanız anarşi olur. E anarşi olursa siz gene mevzuyu yanlış anlarsınız. Anarşi yorumu "hee sokakta birinden sigara istedin vermedi, çek vur" olan bi zihniyete yapılacak en tehlikeli tekliftir "gel bizim gibilerle takıl" demek. O anarşiden sonra kaos başlar. Kaostan sonra bir iki yetenekli diktatör çıkar sağda solda, yeni bi dünya düzeni kurulur. İmparatorluktan kapitalizme geçildiğinde çok iyi olacak sanmıştık hep. E gen daha beteri gelir nası olsa. Siz bizi ne ciddiye alın, ne bizim gibi olun. Aman diyim, gidin bardan karşı cins kaldırın falan. Siz iyisiniz böyle. Hem ben cin ali okumadım galiba hatırlamıyorum hiç, özet geçersiniz. Bak incecik kitabı okumaya üşenip özet istedim, ben size yaklaşıyorum. Siz kalın olduğunuz yerde aman! Hatta bana da hatun ayarların falan.

Ama ayarlayacağınız hatunun azcık kafası, azcık kültürü, azcık da duruşu karakteri olsun. Ben muhabbet tellallığı yaparım. Evet evet en çirkin hatunu oyalayacak adam olurum ben lan, raad olun.

Onu bunu geç de bugün... yok dün... evet evet dün tekel 2000 aldım, uzun tekel 2000. 5 lira. Mis gibi de sigara. Paket bitmek üzere şu an onu farkettim aklıma geldi. Bundan sonra tekel 2000 içiyorum arkadaş. Hem bence bu sigaradaki tarz ne marlboro'da var ne başka bişide. Önemli ya hani dışarıya nası göründüğümüz! Ben de içeriyi boşaltıp dışarıyı aksesuara boğacağım galiba. Ulan kendi içimde çeliştim ya, gene ıska. Şekil parliement'le, marlboro'yla oluyo ben tekel 2000 içip tarz yapma peşindeyim. Gene yakalayamadım sizi ya. Ya bu arada bu sigara cidden çok güzel. Tütünü neyle yıkadıklarını çözemedim. Oha ulan tekel 2000'in üzerinde british&american tobacco yazıyo. Olaya bak! Şok oldum şu an. Sigarayı özet geçeyim, paketi alır almaz bu değerlere bakanlarınız baya çok; zifir 10 mg, nikotin 0,9 mg, karbonmonoksit 10 mg. Ben anlamıyorum bunları diğer sigaraları bilmem. Yıllardır winston soft içerim (soft diyince antepteki abilerin çoğu light veriyo, yok yok classsic diyorum kalıyolar öyle) onun değerlerini bile bilmem. Ne kadar zehirlendiğimi bilmekten hoşlanmamam doğal bence. Ben takıntı yaparım hem bunları takip edersem. Her sigaradan sonra ömrümün ne kadar eksildiğini falan hesaplarım. Bi ara bi rehberlik hocam vardı, her nefeste bilmem kaç bin beyin hücresi ölüyomuş. Onu söylediydi. 2 ay manyak gibi kaç beyin hücrem kaldı diye hesap yapıp durdum. Ama baktım ki benim beyinde hücre bol, gebert gitsin dedim. Yok lan unuttum kaç hücre öldüğünü ondan bıraktım.

Ben çabuk unuturum öyle. Her şeyi unuturum, hafızam kötüdür. Bir bakarım arkamda kalıvermiş. Arkada kalanlara da dönüp bakmışlığım yoktur. Bi çoğunuz tanımaz, "aniden çekti gitti, bidaha ne aradı ne sordu varyasyonu şaşkınlık yaşayanlar oldu arkamdan. Unutuyorum napiyim, geride kalmasaydın zamanında. Hem iki de bir arkama bakarak yürüyemem ben, geride kalan kalır. Ey çok sevdiğim az sayıda insan güruhu, n'olur siz kalmayın geride! Sonra ben çok yalnız kalırım. Deliyim meliyim ama iyi insanım ben, biraz acıyın da acele edin. Acele edin ki yanımda yürüyün.

Haha facebookta da en baştaki uyku şikayetimi dile getirmiştim. Bi kızcağız da 72 saattir sadece 6 saat uyuduğunu dile getirmiş comment olarak. "66 saat hayatı yaşamışsın işte daha ne istiyosun" tadında bi cevap verdim. Çok çelişiğim bugün.

Bu arada bişi söylicem, ben şu an inanılmaz bir rahatlıkla yazıyorum. Hiç kimsenin okumayacağından çok eminim nedense. Hal böyle olunca öyle bir rahatım ki, ağzıma geleni söylüyorum. Aklıma geleni söylemek isterdim de aklımı gerçekten takip edemiyorum. Çok hızlı. Yazıya oturduğumdan beri not da alamıyorum. Biraz sonra kahrolucam "ulan neydi o düşündüğüm" diye.

Ayrıca biri şu blogspot'a haddini bildirsin. Yanlış yazdığım kelimelerin altını çiziyo kırmızı ile. Denyo mudur nedir, her şey bitti bi benim yazım hatalarım kaldı. Millette ne yazılar var ya git onlarla uğraş. "Chk shkrsn" falan yazıyolar anlayana kadar damağım beynime saplanıyo. Niye okuyosam aslında. Gerçi söylüyorum ben "şimdi bu metni okunur bi hale getir ve tekrar gönder" diyorum. Çevremde de yok zaten onlardan. Ne diyolardı onlara ya... hah hah emo! Emotional rock... rock kısmını geç emotional gibi bir kelimeden nası öyle karakterler çıkar ya? Şu çekik gözlülere bari özenmeyin. Herifler arıza zaten, ulan insan bütün gereksiz işlerde başarılı olur mu ya? Gaming... en başarılılar çekik gözlüler. Kılıç, dövüş vs... en başarılılar çekik gözlüler. Anime... en başarılılar çekik gözlüler... Bunları geçelim hadi, hülen adamlar gelmesin diye duvar öreceğine git adamlarla savaş. Sana göre bi avuçlar zaten, kes geç ülkelerine de kon, pirinç ekersin. Gitmiş duvar örmüş ya. Bize de acayip bi başarıymış gibi anlatırlar; "çinliler bizden korkup uzaydan görünen duvar ördü". Ulan ayı gidip adamların tarlalara çökeceğine oturup tarla ekeydin. Sonra barbar değiliz diyosun, ben bile yemiyorum.

Sokakta rahat yürünmüyo daha. Her üç kişinin ikisi "hülen bu bana bakış atar mı acaba" diye yürüyo. Sağa sola laf atanlar, döner bıçakları falan. Aaa evet ya biz medeniyiz. "Neee barbarlık mı, asıl barbarlar almanlar." Soykırım yapmışlar ya! Tamam yapmışlar, onu tartışmaya açmamı bekleme. Ama yani onlara bok atıp kendimizi aklamak... Ama size uyuyoduk demi artık, evet lan almanlar köpek. Zaten ordaki türkolara da türko diyip aşağılıyolar. Almanları keselim barbar kimmiş öğrensinler (bkz: ironi) (söyleyeyim de iyice bastıra bastıra)

Hülen bunu emniyet falan okur mu ki şimdi hakaretten mahkemeye çıkmayalım durup dururken. Hakaret etmedim ki ama. Sokakta yürüyemiyorum ya eleştirmeyeyim mi? Emniyetin benim varlığımdan haberi var mı da okuyacak lan. Paranoyaya bak! Çok acıktım ekmek yok. Sigaram iki tane kaldı. Bir günde 2 paket içmeye başladım. Akşam yemeğinde iki dilim pizza yemiştim. Öncesinde sanırım bişi yemedim gün boyu.

Bugün sonunda ev arkadaşım dönüş yapıcak. İddiasına göre artık sağda solda kalmicakmış hiç. Hatta evde akademik bi ortam kurabiliriz. Öyle bişi olursa garanti kapatırım facebook hesabımı falan. Zaten bi yararı yok, oraya da bakan eden yok. Boşu boşuna status update falan takılıyorum. Bi çoğu benden gelen iletileri falan engellemiştir muhtemelen. Bi damlacık vardı yazdıklarımın yarısını beğenen, bu sabah ona da ters yaptım. Yok dün sabah. Ya bugün ne çabuk dün oldu? Şimdi yatsam akşam kalkınca yarın sanarım. İyice şaftım kayar.

Hala uykum yok. Büyü falan mı yaptılar bana ya ben olmazdım böyle. "Uykusuzluk büyüsüüü, höbalaleybooo".

O değil de karmakarışık oldum ben iyice. Sakin diye bi gurup var. Sık dinler oldum bu aralar. Bu aralar dediğim dün öğleden sonra dinledim 3 şarkılarını. Güzel müzik yapıyorlar yine de. Dinlenebilir. "...bugün senin günün onu da mahvettin! seni sorana her yanım derim ve dahasını da eklerim. ellerini uzat ki dokunsun parmaklarım..." "...biz çoktan unuttuk dünya dediklerini..." edepsiz komedya diye bir şarkılarından bi kuple. Bu da ne demeksei bi kuple. Bazı kelimeler üst üste tekrarlanınca çok manasızlaşıyor ama kuple kelimesi tek sefer söylenince de manasız geliyor bana. Her seferinde çok acayip entel bi kelime kullanılmış gibi heyecan yapyıyorum. Kuple... dondurma geliyo aklıma kuple diyince. Entel dondurması.

Sakin'den bi entel dondurması daha söylicem şimdi dur çalıyo sözler girsin yakaladığımı yazarım. Şarkının adı denek hayatım. "kıpır kıpır içim bugün durmuyor". Hiç anlamadım şarkı sözlerini. ahhaha aklım başka yere gitti. Başka şarkılarını söylicem dur. Sıradaki parça laleler beyaz. "kokumdasın ki güç bela sürünüp bulduğum", "...hoş senin de bir varoluş sebebin var, yakından uzaktan alakam olsa mutluyum, bir gülümseten benim bir daha daha söyler misin?", "...aman ne mutluyum burnum omzundaaaa", "...söz durdu artık sen ve ben ve uçsuz zamanım"... of hızlı söylüyo yetişemiyorum. Boşverelim.

Güzel şarkı ama. Şu sözleri yavaş yavaş söylese insan yollara düşer avare olur bence. Avare güzel kelime. Avarel'e benziyo gerçi ama yine de güzel. Hem Avarel'i severdim ben. Zaten daltonlardan joe ve avarel dışında isim bilen yoktur bence. Rintintin ve düldül olmasaydı o çizgifilmi sevebilirdim. Fabl türü mevzuları sevmemişimdir hiç. Ninja kaplumbağalar başka tabi, hem onlar sonradan kaplumbağa oluyodu.

"tut seninle farklı insanlarız, gözbebeğinde parlayan yıldız...", "...hiç bilinmez yarın suçlu kim...", "...öldürdün beni sezar, yaşatmadın nefes almadım..." Bu da sentetik sezar isimli eserden. Fizy'de playlist yaptım da ordan çalıyo. Ordaki playlist isimlerim de bi garip ya; nagazaki etkisi, jedi, church, toksik atık, drunk attack, chemical vs vs... Sileyim hepsini şimdi, çok eski listeler zaten. Bi ara fizy kapanmıştı. Bir yıldan fazla oldu bakmayalı. Sıkılmışımdır hepsinden kesin ben.

"bildik bir ses olmuştun ya, sonunda bir ben duyan. kaçırdım orda bakarken hayalineee..." "bir defaaa kalsam yanında, hayat güzel hikayemde kalınca..." bestesi ve güftesi "sakin" isimli türkçe sözlü hafif batı müziği seslendiren guruba ait olan "bu defa" isimli parçadan dinlediniz. türkçe sözlü hafif batı müziği; türk sanat musikisi ve türk halk müziği etkilerinin azalıp popüler müziğin türkiyeye giriş yaptığı, erol büyükburçların, erol evginlerin, ajda pekkanların yeni yeni parladığı dönemlerde pop müziğe verilen isim. Türkçe sözlü hafif batı müziği. TRT'de yetişmek isterdim o dönemde. Tamam kıl tüy durumları da çok ama aralarında bir tane berbat sesi ve tekdüze müzik bilgisi ile kot yırtıp dans ederek isim yapmaya çalışan adam gösterin! Yok abi. En skandalı "ben saksı değilim, ben erol büyükburç'um" çıkışıydı. Başka skandal gördünüz mü o adamlardan? Bi de şimdi bakın.

Ben zaten nostalji hastasıyım. 70lerde ya da 80lerde genç olmalıymışım. Nirvana ve Barış Manço konserlerine gitmeliymişim. O dönemin adamıyım. Bu devir cacık gibi geliyo bana. E ben de hıyar kalıyorum haliyle. Retro dönemler... kadınlarda kısa etek, renkli çorap, dize kadar çizme, kabarık saçlar. Erkeklerde ispanyol paça yüksek bel pantolonlar, koca koca yakalı gömlekler, incecik kravatlar, kilim desenli ayakkabılar... tamam filmlerde görmezsiniz o ayakkabıları ama ben öyle bi ayakkabı istiyorum. O dönemde olsaydım kesin bulurdum, hippilerin alışveriş yaptığı yerlerde falan vardır. Saçım itibari ile zaten o devrin adamı olduğum çok açık. Ahhh gerçi saçlarımı kazıttım ya. Unutmuştum bi an.

Sıkıldım yazmaktan. Aslında sıkılmadım eğleniyorum da müzik durdu şu an. Bi de açım. Ya ne yesem acep? Dil peyniri, kaşar, antep peyniri, beyaz peynir... bunlardan çakma bi peynir tabağı yaparım. Tereyağım var. Salamım bitti ama sucuğum var hala, afyon sucuğu hem de. Nihahaha. Rafadan yumurta yaparım. Domates, biber fln doğrarım. Yeşil ve siyah zeytinim var. Bir kaç çeşit reçelim var. Ben sevmem ama nutella mı ne o -ella gillerden bişi var; süs olsun diye koyarım sofraya. Dün geceden beri 3 demlik çay içtim ama çay gene içilir. Çay candır. Gene demlerim. Ekmek almak lazım işte bi tek. Sigara da alırım gitmişken.

Neyse gideyim hadi oturursam iyice üşengeçliğe vericem birileri "yemek yedin mi" diye sorana kadar aç kalıcam sonra. Ki bu soruyu soran muhtemelen ev arkadaşım olucak o da muhtemelen gece 11'den erken gelmicek.

Bu arada bi dipnot: Geride kalmayın lütfen... Lütfen! Düşüp bi yerlerimi kırarım tutunamazsam. Hiçbiriniz gitmeyin artık, yeter. Sen de gitme. Hem bitmedi ki sorularım, nereye gidiyorsun? Daha 50 bile olmadım ben, çok küçüğüm hala.

Bir dip not daha: Kahve dökmeyin.

son dip not: kazara bu bloga uğradıysanız ve okuduysanız bişiler anlayın olur mu?